Email
Twitter
WhatsApp
İnstagram

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

İLETİŞİM

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF!

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

Yanlış Zamanda Yanlış Yerde kendini Bulmaya ve Anlamaya Çalışmak: Kimlik Kaybı ve "Hiç Kimse" Olma Riski

Yanlış Zamanda Yanlış Yerde kendini Bulmaya ve Anlamaya Çalışmak: Kimlik Kaybı ve "Hiç Kimse" Olma Riski

İnsan, yaşamı boyunca bitmek bilmeyen bir anlam arayışının içinde, çeşitli psikolojik süreçlerden geçen son derece karmaşık bir varlıktır. Günümüzde insanları psikolojik yardım almaya iten temel faktörlerin aslında geçmişle hesaplaşma, kendini tanıma arzusu ve yaşamsal döngülerde takılıp kalınan hatalı stratejiler olduğunu göstermektedir.

İnsan yaşadığı durumun psikodinamiğini yani davranışlarının nedenine ilişkin farkındalığa ulaştığında iki seçeneğe sahip oluyor. Bunlardan biri “Kabullenme” diğeri ise “Değiştirmedir”. Bu aşamada insan ne zaman psikolojik danışmaya ya da yardım almaya başlar? Kabullenmesi gerektiğini değiştirmeye, değiştirebileceğini kabullenmeye başladığı zaman. Kabullenmesi gerektiğini değiştirmeye çalışan insanlarda; aşırı beklentiler, aşırı beklentilerin oluşturduğu psikolojik baskı, psikolojik baskının bedensel şikayetlere dönüşmesi şeklinde bir döngüyü ortaya çıkarıyor. İnsanın kabullenmesi gerektiği halde ısrarla değiştirmek istediği durumların başında “geçmiş” geliyor. Geçmişini değiştirmek isteyen kişinin beklentiler geleceğe olmaktan daha çok geçmişe dönük olunca, kişi hayatı sürekli dikiz aynasına bakarak araba süren bir kişi gibi yaşamaya başlar. Kaza yapması kaçınılmazdır. Bu kişinin yaşadığı kazalar “etkileşim kazalarıdır”. Değiştirebileceğini kabullenen kişi ise, anı yaşamak yerine anlık yaşar, anı yaşamak yerine anı kurtarmaya çalışır. Hayatı bu döngüde yaşayan insanlarda en belirleyici duygu umutsuzluktur. Umut insanda en son yok olan duygudur. Umut yok ise ne gidilecek bir gelecek, ne gerçekleşecek bir amaç ve kurulacak bir hayal vardır.

İnsan ihtiyaçlarına ilişkin tanımlamalar, sınıflamalar, sıralamalar yapılmıştır ve yapılmaya devam edecektir. Acaba Maslow bu gün yaşasaydı dijitalleşmeyi de bir ihtiyaç basamağı olarak piramidine ve piramidinin hangi aşamasına, alt ihtiyaçlara mı yoksa üst ihtiyaçlara mı koyardı?  Benim de insan ihtiyaçlarına ilişkin favori sıralamam; bunlar, Kendini anlama ve Kendini bulma ihtiyaçlarıdır. İnsanın kendini anlaması için yapması gerekenlerin başında olmazsa olmaz diyeceğiz “kendisi ile yüzleşmesidir”. Kendisi ile yüzleşen insan; kendini kabul eder, kendini onaylar, kendini değerli bulur, kendini anlar ve kendini sever. Bu aynı zamanda insanın kendini bulması demektir. Kendini bulan insan bulduğu ile barışmış demektir. Kendisi ile barışan insan dünya ile barışmış demektir.

Sorun nerede? Sorun, insanın kendisini anlamak ve kendisini bulmak için nereye baktığındadır. Kendisini bulmak için geçmişe bakan ve kendisini anlamak için bu güne bakan insan eninde sonunda psikolojik danışma yardımı alacak bir noktaya geliyor. Kendisini anlamak için bu güne bakan insan; düşüncelerine, duygularına ve davranışlarına bir anlam veremiyor. Neden böyle düşünüyorum, neden böyle hissediyorum ve nasıl böyle davranırım sorularının cevabını bu günde arayan insanda beyin radara, zihin yazara beden ise ambara dönüşür. Radarı kapatmak, zihni susturmak ve ambarı boşaltmak için bir rehbere ihtiyaç duyar. Kendisini bulmak için geçmişe bakan kişide ise; keşkeler, pişmanlıklar, utanmalar, suçlamaların oluşturduğu tabloyu gizlemek, saklamak ve kimse o tabloya bakmasın diye verilen uğraşların toplamına “karşıt tepki” geliştirme denir. İnsan her gün gördüğü, hissettiği ve yaşadığı bir şeyi herkesten ne kadar ya da nereye kadar saklayabilir?

İnsanın psikolojik yardım almaya iten diğer bir neden de; kişinin birisi iken binlercesi olamaya karar verip sonra hiç kimseye dönüşmesidir. Bu döngüyü başlatan şey kişinin sevilme umuduyla sevilmeden ısrarla sevmeye devam etmesi neden olur. Bu kişiler sevilmek, onaylanmak, kabul edilmek ve değerli olduğunu anlamak için hayır demeyi başaramayan ve herkesin zihninde oluşturduğu kendisini oluşturma çabası vardır. Herkes için bir şey olduğunu sanan bu kişi kendi için bir şey olmayı başaramadığı için diğerleri için de hiçbir şey olmadığını anladığında bayağı bir yaş almış oluyor. Bu kişiler insanlar arası iletişim sürecinde bir amaç olmak yerine her zaman bir araç olarak kalırlar.

İnsanların psikolojik danışmaya ihtiyaç duymasının bir nedeni de; duyguları yaşama şeklinden kaynaklanmaktadır. Duygularını bastırarak, inkâr ederek, hissettiği duygu ile hissettirdiği duygu çeliştiğinde ve duyguların dilini anlamayınca insan zaman ve enerjisini dengeli, düzenli ve tutarlı bir şeklide sevmeye, çalışmaya ve huzura hizmet etmeyecek şekilde harcıyor. Duyguda yaşayan insanlar psikolojik olarak tanı alabilecek bir sürece girmiştir. Doğrusu, duyguyu rehber edinerek, yoldaş edinerek, onunla anlaşarak yol yürümektir. Bu da duygu ile yaşamaktır.

Bu insanların yaşadığı sorunların temel kaynağını farklı uzmanlara sorsak uzmanlık alanlarına göre cevap verirler ve bu doğrudur fakat eksiktir. Günümüz insanın yaşadığı sorun nedir diye diyetisyenlere sorsak sanırım cevapları beslenme tarzı derler. Aynı soruyu ilahiyatçılara sorsak sanırım onlar da inanç eksikliği derler. Aynı soruyu kendimize sorduğumuzda vereceğimiz cevaplar kuramlar bağlamında farklılaşır. Olması gereken de budur, kuram temelli cevap vermek ve eklektik bir bakış açısı ile kendi cevabımızı vermekte gerekir. Bana göre ki psikolojik danışmanlık alanında uzmanlaşmanın en işlevsel göstergelerinden biri kişinin “bana göre” diyebilmesidir. İnsanların yaşadığı ve çözüm bulmak için uzman uzman gezdikleri durumlardan biri de; kişinin yaşadığı durumla baş edebilmek için ya da yaşama istemediği bir durumu engellemek için aldığı önlemlerdir denilebilir.  İnsanlar terapiye geldiklerinde yaşadıkları sorunlardan değil bu sorunlarla baş edebilmek için kullandıkları yöntemlerden kurtulmak için gelir fakat onlar bunun farkında değildir. Örneğin bir obsesif kompulsif davranış bozukluğu tanısı almış bir kişi yardım almaya geldiğinde aldığı önlemlerden kurtulmak istediğini söyler. Artık ellerimi bu kadar sürekli ve sık bir şekilde yıkamak istemiyorum, artık her şeyi kontrol etmek istemiyorum, artık her şeyin bu kadar düzenli olmasını istemiyorum, bu düşüncelerin zihnime gelmesini istemiyorum vb. Yetişkin yaşamda inkârı bir var olma silahı olarak kullanan bir kişiye yapılacak en işlevsel yardım sanırım elinden inkar silahını almaktır.

Günümüzde insanların psikolojik problem yaşamasının bir diğer nedeni de, yüzleşme becerisindeki yetersizliktir. Bu beceri için kişinin sürekli olarak kendinden kaçmasına, kendini inkâr etmesine, saklandığı yaşamlarda var olmaya çalışan kişilere dönüşmektedir.

İnsanın kendi ile yüzleşmesi şeffaflaşmasına, şeffaflaşması ise kendini gerçekleştirmesine katkı sağlayan en temel unsurdur. Bunu başaran yani kendi ile yüzleşmeyi başaran kişi ne kendinden kaçmaya ne kendinden saklanmaya ve ne de kendini inkâr etmeye ihtiyaç duymadan olabildiği kişiyi yaşar. Bunu başaramayan insan ise, olabileceği insanı değil olması isteten kendinden başka herkesin istediği kişiyi yaşar. Yani bu kişi birisi iken binlercesi olur ve sonunda hiçbiri olur.

Güncellenme Tarihi
  • 26 Nisan 2026, 00:32
Yazının Adı
Yanlış Zamanda Yanlış Yerde kendini Bulmaya ve Anlamaya Çalışmak: Kimlik Kaybı ve "Hiç Kimse" Olma Riski