Email
Twitter
WhatsApp
İnstagram

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

İLETİŞİM

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF!

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

Şeyhuhet

Şeyhuhet

İki şeyin kesinliği daima beni ürpertir. Aklımla tasavvur ettikçe huzursuz olurum. Hatta o kadar huzursuz olurum ki yaşam gemimin bütün yürüyen çarkları durarak krank milleri kırılmış gibi olur. Uzun zaman kendime gelemem.

Bilincin kıvrımlarında aradığım çareler yetersiz kalır hatta huzursuzluğuma huzursuzluk katar. Bu sadece aklın acizliğinin verdiği bir huzursuzluk değil hakikatin karşısında adım adım mağlup olmanın verdiği bir yenilgidir. Ve hakikatin er geç ortaya çıkmasının oluşturduğu sırrın dayanılmaz mağlubiyetidir.

Her yaşın bir işi var. Bazı yaşların ise çok işi ama az vakti var. Hayat nehrinde yüzdükçe ne çok kürek çekmeniz gerektiğini anlarsınız sanki biraz geç kalırsınız. Bedeninizdeki dünyalık duygularla göremediğiniz öteki taraftaki sevap yurduna dair hakikatlere olan özleminiz arttıkça bu iki şeyin kesinliği sizi daha çok yıpratır. Hele bir de sizin nezdinizdeki tükenir Allah’ın nezdindeki tükenmez (Nahl 96) projektörü yanıp durdukça çıldıracak gibi olursunuz. Aklınız iflas eder. Enerjiniz azalır. Ömrünüz tükenir. Olduğunuz yere yığılıp kalırsınız. Sanki raf ömrü tükenmiş bir mal gibi hissettirir size nursuz aklınız sizi.

Aklınızın anlattığı varlık alemindeki oluşunuzun ayırdına vardırdıkça size çok yaklaşır o iki duygu. Birisi ansızın gelme ve geldiğinde de -kim olursanız olunuz- size hiç iltimas etmeme özelliğine sahiptir. Bu duyguyu hiç üzerinize alıp kendinize yakıştırmazsınız. Hep başkasına verir, onun üzerinde damgasını görür ve tanımlamasını yaparsınız. Hatta o kadar ansızın gelme potansiyeline sahip ki düşündükçe bedeniniz soğur, aklınız üşür, kalbinizin ritmi yavaşlar veya hızlanır. Bir anda her şey size bir boşluk hissi verir ve aklınızla o boşlukta gezerken su veya sel üzerinde dolaşan bir çöp gibi olduğunuzu düşünürsünüz.

Hele diğeri hele diğeri nasıl da aklınızın aklını alıp götürür aheste aheste mehtabınız uyanmadan akşamınız kararmadan. Ve size fark ettire ettire hem de ne vakit geldiğini ve ne zaman gideceğini bildiğiniz halde bilmezden gelmenin hazzı ve huzursuzluğu içinde sizi düşündüre düşündüre. Hayatınıza girenler çoğalmış. Aklınızın yükü artmış, canınızın sıcaklığı azalmış, ruhunuzun istekleri aşikare belirginleşmiş ve kalbinizin damarları bu yükten yorulduğu için genişlemiş ve kanın akışını yavaşlatmaya başlamış ama artık o eski siz değilsiniz bu devirde. Tortulanmanın verdiği ağırlık krank milinizin kırılmasına her an sebep olabilir.

İşte bu kesinliği en çok da şeyhuhet döneminde hissederiz. Ve bu dönemde en çok huzursuzluğa muhtaç kalır ve huzuru ararız. Aklımız keskinleştikçe, duygularımız saflaştıkça en çok bu dönem başka bir şey ararız. Onu yani aklın gerçek ruhu olan imanı bulanlar huzuru yakalar. Geçmiş sadece ahların veya vahların bir sinema şeridi gibi görülmekten çıkıp bir seyirlik ve yaşanması gerekli olan bir hakikate dönüşerek huzurumuza huzur katar. Yaşanılan an hayatın hakikatinin bizzat tecrübe edildiği efsunlu ve heyecanlı zaman dilimi oluverir. Gelecekse bu iki kesin duygunun bir daha hayatımıza giremeyeceği hakikatin en aşık olunan tarafı olur.

Bu iki duyguya karşı direnişin anlamsızlığından bizi halas eden, yaşamanın bir hakikat olduğunu bize anlatan ve bütün acizliklerimizi imkâna dönüştüren imanın bizzat Allah’a ve ahirete imanın imdadımıza yetişmesi dileğiyle huzurlu ve hayırlı şeyhuhet dönemi dilerim her ölümlüye.

Güncellenme Tarihi
  • 19 Temmuz 2026, 10:47
Yazının Adı
Şeyhuhet