Email
Twitter
WhatsApp
İnstagram

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

İLETİŞİM

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF!

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

Seçme Şansı ile Kendi Olma ve Geleceği Ellerinden Alınan Çocuklar

Seçme Şansı ile Kendi Olma ve Geleceği Ellerinden Alınan Çocuklar

"Seçme şansları ellerinden alınmış çocuklar" ifadesiyle kastedilen durumu kendimizle doğru ilişkilendirebilmek için bu kavramın ne anlama geldiğini açıklamakta fayda vardır. Bu durum iki şekilde yaşanan bir süreçtir: Birincisi, çocuğun doğduğu andan itibaren neyi, ne zaman ve nasıl yapacağının kendisine söylenmesidir. İkincisi ise çocuk adına seçimler yapmak ve bu seçimleri yine onun adına gerçekleştirmektir. Bu durumu ve süreci hangi aile ile konuşursanız konuşun genelde iki muhtemel cevap alırsınız: Birincisi "Ben öyle bir şey yapmadım, benim çocuğum öyle biri değildir."; ikincisi ise "Ne yaptıysam çocuğumun iyiliği için yaptım." şeklindedir.

Çocuk dünyaya geldiğinde öngörülebilir, rutin, tutarlı ve sevgi dolu etkileşimlere ihtiyaç duyar. Bir başkasının yardımı olmadan temel ihtiyaçlarını karşılama şansı olmayan bir çocuk fiziksel olarak hayatını kaybeder. Temel ihtiyaçları karşılandığı hâlde duygusal olarak ihtiyaç duyduğu o öngörülebilir, rutin, tutarlı ve sevgi dolu etkileşimlerden mahrum kalan çocuk ise "duygusal olarak ölür". Gelişim sürecinin her üç alanında da bir başkasının yardımına bağımlı olmak, çocuğun kendisi olmak yerine başkası gibi olmasıyla ödediği ağır bir bedele dönüşmektedir.

Çocuğun doğru gelişimsel deneyimlere sahip olmadan büyümesi, bu süreçte birçok gelişimsel boşluğun oluşmasına neden olmaktadır. Çocuk; gelişim sürecinin her aşamasında ve her boyutunda seçimler yaparak, bu seçimlerin sonuçlarına katlanarak gelişir. Ne düşüneceğine, nasıl düşüneceğine, ne hissedeceğine, hissettiğini nasıl ifade edeceğine ve nasıl davranacağına kendisinin karar vermesi ideal olan durumdur. Fakat anne ve babalar, bütün bu süreç boyunca çocuklarına neyi ve nasıl yapacaklarını dikte ederek onlara bir kimlik ve benlik kazandırmaya çalışmaktadır. Oysa çocuğun, içinde bulunduğu gelişim dönemi göz önüne alınarak başarabileceği durumlarda süreci başlatma, sürdürme ve sonlandırma inisiyatifinin kendisinde olduğunu bilmesi iki önemli duygunun gelişimine katkı sağlar: Kendilik duygusu ve kontrol duygusu. Bu iki duygu, aynı zamanda çocuğa güven ve huzur verecektir. Çocuk, gelişim sürecindeki krizlerle bu duygular sayesinde çok daha rahat başa çıkabilir. Bu amaca ulaşmanın en işlevsel yolu ise çocuğun tüm bunları gerçekleştirebileceği uygun ortamlar düzenlemektir. Bir başka deyişle, her ailenin temel görevi "çocuğu şekillendirmeye çalışmak" değil, "ortamı düzenlemek" olmalıdır.

Eğer çocuğun bu duyguları ve sosyal yaşam için gerekli becerileri kazanmasında aksamalar olursa sonuç ne olur? Çocuk kendisi olmak yerine bir başkası olmayı tercih edebilir; çünkü yaşadığı olumsuz duygularla (korku, kaygı, belirsizlik, kontrol kaybı vb.) baş etmenin tek yolunu bu olarak görür. Evde anne ya da baba gibi düşünerek ortamdan kaynaklanan ve kendisine zarar verebilecek bir durumu kontrol etmeyi öğrenen çocuk; okulda, işte ve evlilikte de aynı yöntemi deneyecektir. Çünkü öğrendiği ve bildiği tek yöntem budur: Başkası gibi düşünmek, hissetmek ve davranmak. Bu çocuklar, seçim şansları ellerinden alınmış birer "bilgi ve yetenek denizi"dir; fakat biz bu denizleri kendi ellerimizle kurutuyoruz. Çünkü onların ilgi ve yeteneklerini ortaya koyacak, bu doğrultuda gelişmelerini sağlayacak seçim yapma yetisini ellerinden alıyoruz. Bu şekilde yetişen bireyler, gerçekten ne yapmak istediklerini bilmezler; fakat istemedikleri hâlde ne yapmak zorunda olduklarını çok iyi bilirler.

Şimdi bu süreci günümüz iş, okul ve sosyal yaşamındaki insan davranışlarıyla ilişkilendirdiğinizde ne kadar anlamlı sonuçlara ulaşacağınızı göreceksiniz. Sevmediği işte çalışmak zorunda kalan insanlar, aslında mesleki tercihlerini özgürce yapamamış kişilerdir. Seçme şansları ellerinden alınan çocukların "kendi olma" hakları gasp edildiği gibi, olabilecekleri kişi olarak yaşayacakları gelecek de ellerinden alınarak "olmaları istenen kişi" olarak yaşamaya mahkûm edilmiyorlar mı?

Güncellenme Tarihi
  • 25 Ekim 2026, 09:04
Yazının Adı
Seçme Şansı ile Kendi Olma ve Geleceği Ellerinden Alınan Çocuklar


Önceki
Son İnsanlar