Email
Twitter
WhatsApp
İnstagram

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

İLETİŞİM

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF!

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

Öğrenmenin Yakıtı: Motivasyon

Öğrenmenin Yakıtı: Motivasyon

Neden bazı sabahlar yataktan fırlayarak kalkarken, bazı günler en basit görevler bile aşılması imkânsız bir dağa dönüşür? Çoğu zaman motivasyonu sadece bir "irade" meselesi sanıyoruz; oysa motivasyon, vücudumuzun açlık çığlığından kalbimizin aidiyet arayışına kadar uzanan karmaşık bir dişli sistemidir. Bir öğrencinin dersi dinlememesinin sebebi bazen eksik bir bilgi değil, eksik bir kahvaltı ya da sınıfta kendini bir yabancı gibi hissetmesidir. Gelin, başarının ve sürekliliğin anahtarı olan bu içsel gücü; sadece "ne yapıyoruz" sorusuyla değil, "neyi eksik bırakıyoruz" bakış açısıyla yeniden keşfedelim.

Motivasyon; bilişsel, duygusal ve fizyolojik boyutları olan bütüncül bir süreçtir. En basit tanımıyla motivasyon, bir davranışın sergilenmesi sırasında ortaya konan performans düzeyi ve içsel bir güçlenme durumudur. Motivasyonun seviyesi, davranışlarımızı doğrudan şekillendirir: Motivasyon yüksek olduğunda beklenen davranışların hem yapılma oranı hem de tekrar edilme sıklığı artarken; düşük olduğunda bu süreç tam tersine işleyerek performansı olumsuz etkiler.

Burada dikkat edilmesi gereken iki kritik husus vardır: Birincisi, motivasyon sorununun genellikle bireyin "yapması gereken" yani beklenen davranışlarda ortaya çıkmasıdır. Kişi, zaten yapmaktan hoşlandığı ve kendi istediği eylemlerde genellikle bir motivasyon engeline takılmaz. İkincisi ise motivasyonun çok boyutlu bir yapıda olduğu ve bu boyutların her birinin sağlıklı bir şekilde yaşanması gerektiğidir.

Motivasyonu Güçlendirmek İçin Nereden Başlamalıyız?

Birini motive etmek veya cesaretlendirmek istediğimizde, "Şu an ne yapıyoruz?" sorusundan ziyade "Aslında ne yapmamız gerekiyor?" sorusuna odaklanmalıyız. Bu süreçteki ilk adım, bireyin hangi aşamada sorun yaşadığını doğru analiz etmektir.

  • Fizyolojik Engel: Örneğin, sınıfa kahvaltı yapmadan gelen bir öğrencinin dersi dinleyememesi ne bilişsel ne de duygusaldır; bu durum tamamen fizyolojiktir. Eğer bu ihtiyacı göz ardı edip çocuğu duygusal veya bilişsel olarak ikna etmeye çalışırsanız, sonuç alamazsınız. Çocuk dersin önemini bilse ve öğretmeniyle harika bir iletişimi olsa dahi, vücudunun temel ihtiyacı karşılanmadığı sürece enerjisini derse yönlendiremeyecektir.
  • Duygusal Engel ve Aidiyet: Bir öğrenci kendisini sınıfa veya okula ait hissetmiyorsa, uygulanan en mükemmel öğretim teknikleri bile yetersiz kalacaktır. İnsan doğası gereği, ait hissetmediği bir ortamda kalıcı bağlar kuramaz. Aidiyet hissetmeyen birey önce duygusal, ardından fiziksel olarak uzaklaşmaya başlar. Okul terklerinin ve devamsızlıkların temelinde, öğrencinin kendisini sosyal destek sistemleriyle (arkadaş, öğretmen, okul kültürü) ilişkilendirememesi yatar. Gelişim ve değişim, ancak güvenli ve ait hissedilen bir ortamda filizlenebilir.
  • Bilişsel Engel ve Değer Atfetme: Eğer bir çocuk kendisine sunulan bilgiye bir değer atfetmez; onu gereksiz veya önemsiz görürse kalıcı bir öğrenme gerçekleşmez. Öğrenci; "Bu bilgi nerede, ne zaman ve nasıl işime yarayacak?" sorularına tatmin edici yanıtlar bularak sürece başlamalıdır. Bilgiye karşı olumlu bir bakış açısı geliştirmek, motivasyonun zihinsel yakıtıdır.

Netice olarak diyebiliriz ki;

Motivasyonun tam anlamıyla sağlanabilmesi için; bireyin önce inanması, sonra sevmesi ve nihayetinde bu süreçte kalmasını engelleyecek fiziksel, duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Ancak bu koşullar sağlandığında her çocuk, başkalarıyla değil, kendi kapasitesi ölçüsünde sadece kendisiyle yarışarak en iyisini yapmaya odaklanabilir.

Güncellenme Tarihi
  • 21 Aralık 2025, 00:30
Yazının Adı
Öğrenmenin Yakıtı: Motivasyon