Milyonlarla Değil, Kendinle Yarış: Sınav Sürecinde Zihnini Dost Yapma Kılavuzu
Hayatımızın dönüm noktalarından biri olan Liseye Geçiş (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları (YKS) sınavları hızla yaklaşıyor. Bu süreç yaklaştıkça pek çok öğrenci haklı bir telaş, kaygı ve yoğun bir tempo içerisine giriyor. Ancak sınav başarısı, sadece kaç saat masada oturduğunuzla değil, bu süreci ne kadar doğru, bilinçli ve kendi zihinsel dinamiklerinize uygun yönettiğinizle ilgilidir. Unutmayın ki bu bir kriz yönetimi değil, kendinizi keşfetme ve inşa etme yolculuğudur. İşte bu zorlu ama bir o kadar da öğretici süreçte, potansiyelinizi en üst seviyeye çıkarmanızı sağlayacak, tamamen size özel çalışma stratejileri ve zihinsel dönüşüm rehberi.
Dikkat eksikliği, sınav stresi, internet ya da oyun bağımlılığı gibi durumlar; hem süreç içinde hem de süreç sonrasında yaşanan başarısızlıkları açıklamak için sığındığımız kaçış yolları ya da inkâra hizmet eden araçlardan başka bir şey değildir. Bazen bir başkasını, çoğu zaman da kendimizi aldatmanın ya da kandırmanın en işlevsel yollarıdır bunlar. İnsanın hedefine ulaşması için öncelikle kendisini çok iyi tanıması, bu tanımaya göre gerçekten ne olmak istediğine karar vermesi ve daha sonra da bulunduğu yerin farkındalığına sahip olması gerekir.
Beynin en temel görevi bizi hayatta tutmaktır. Bu görevi yerine verirken sahip olduğu en işlevsel özellik ise çevreye uyum sağlayabilmesidir. Bu özellik; sahip olduğumuz kaynakları belirlemeyi; nerede, nasıl ve ne zaman kullanacağımızı öğrenmeyi gerektirir. Sahip olduğumuz kaynakları bir başkasını geçmek ve böylece "hayatta kalmayı başarma" amacına göre kullanmaya başlarsak, bu durum beynin sürekli problem çözmek durumunda kalması anlamına gelir. Böyle bir amaç –yani bir başkasını geçmek ve aslında herkesi geçmek istemek– kişinin kendisinden uzaklaşmasına ve esasen geçmesi gereken kişiden çok daha geride kalmasına neden olur ki bu kişi aslında kendisidir.
Bu bağlamda sevgili öğrenciler, bu yıl sınava milyonlarca insan girmiyor! Sınava tek bir kişi giriyor, o da sizsiniz. Sınavda tek bir kişi ile yarışacaksınız, o da kendinizsiniz. Kendinizle olan bu yarışınız, beyninizi, zihninizi ve bedeninizi size dost yapacak ve size en çok katkıyı sağlayacaktır. Temel hedef ya da temel amaç; kendimiz, ailemiz ve ülkemiz için olabileceğimiz en iyi kişi olmayı başarmaktır. Bu bağlamda işe; öncelikle kendinizi tanımanız, bu tanımaya göre önceliklerinizi belirlemeniz, kaynaklarınızı, ertelemeniz ve vazgeçmeniz gerekenlerin neler olduğunu netleştirmeniz ile başlamalısınız.
Beş yıl ya da on yıl sonraki kendiniz bugünkü kendinize bir mektup yazacak olsa, acaba bu mektupta cümleler "keşkeler" ile mi yoksa "iyi ki"ler ile mi başlardı?
Aşağıda belirtilen hususların, özellikle sınavlara hazırlanan öğrencilerimizin öz düzenleme süreçlerini başlatmasına ve sürdürmesine vesile olması temennisiyle sizler için derledim:
- Kendinize Yönerge Verin: Okula giderken ve eve dönerken yapmanız gereken şeyler hakkında kendi kendinizle konuşun. Örneğin okula giderken: "Dersleri dikkatle dinleyeceğim, anlamadığım konuyu soracağım, not tutacağım vb." Eve giderken ise: "Eve varınca önce otuz dakika dinleneceğim, sonra bugünkü dersleri tekrar edeceğim, daha sonra yarınki derslere çalışacağım ve en son kitap okuyacağım vb." şeklinde yönergeler verin. Bu içsel konuşmalar beyinle yapıldığı için beyin, hem kendisini hem de bu süreçte olması gereken unsurları bu içsel konuşmalara göre düzenler.
- İstikrarlı Olun: Ders çalışma sürecinin başladığı zaman, çalışılan yer ve çalışılan süre belirli bir tutarlılık kazanmalıdır. Bu tutarlılık daha sonra otomatikleşmeye, yapılan işin huzur vermesine, yapılmadığında ise rahatsızlık hissetmenize neden olacaktır. Böylece öğrenci, kendi kendini yönetebilen bir kişi olmayı da başarabilecektir.
- Zamanı Etkili Yönetin ve Dinlenin: Bir konu üzerinde bir saatten fazla zaman harcamayın. Öğrenmeyi olabildiğince ve kendi hızınıza göre en kısa sürede gerçekleştirmeye çalışın. Bir konunun öğrenilmesi gereken süreden fazla zaman alması; araya istenmeyen ve işlevsel olmayan birçok yaşantı, düşünce, duygu ve davranışın girmesine neden olabilmektedir. Bu durum, zaman zaman dinlenmeyi de gerektirir. Bu dinlenme zamanlarında, çalışılan konunun daha da kalıcı olmasını sağlayacak "etkin dinlenmeler" yapılmalıdır. Örneğin; çalışılan konu hakkında biriyle tartışmak, o konuyla ilgili bir kitap okumak veya çalışılan konuyla ilgili sorular oluşturup bunları cevaplamaya çalışmak gibi.
- Uyarıcıları Elimine Edin: Çalışırken dikkatli olun. Bunu sağlamak için çalışmaya başlamadan önce çalışma sürecini engelleyebilecek fiziksel, sosyal ve duygusal bütün uyarıcıların elimine edilmesi gerekir. Odanız havasız ise havalandırmadan; annenizle tartıştıysanız ve onu üzdüğünüzü düşünüyorsanız özür dilemeden; sizi kıran ya da öfkelendiren bir arkadaşınıza hissettiğiniz duyguyu dışa vurup netleştirmeden derse başlamayın. Derse oturmadan önce; "Ne çalışmalıyım, neden çalışmalıyım, nasıl çalışmalıyım ve ne kadar çalışmalıyım?" sorularına cevap vererek işe başlayın.
- Zamanı ve Mekânı Çeşitlendirin: Aynı konuları hep aynı zaman dilimlerinde çalışmak yerine, farklı zamanlarda çalışın. Bu yaklaşım, çalıştığınız konuyu daha kolay bir şekilde hatırlamanızı sağlayacaktır. Çalışma yerlerini de zaman zaman değiştirmekte fayda vardır.
- Duygularınızı Sürece Dahil Edin: Çalışılan ya da öğrenilmek istenen konuya ne kadar çok olumlu duygu eşlik ederse, öğrenme o kadar kalıcı olur. Çünkü öğrenilen materyale eşlik eden duygular, hem öğrenmeyi hem de hatırlamayı kolaylaştırmaktadır.
- Uyku ve Beslenme Düzenine Sadık Kalın: Uyku uyunması gereken zamanlara akademik bir faaliyet planlamayın; bu saatler sadece uyku içindir. Sadece uyku öncesi, Delta dalgalarının aktif olduğu ve yaratıcılığın en yüksek olduğu dönemdir. Bu zamanlarda konunun ana hatlarıyla hatırlanması ya da alınan anahtar notların tekrar edilmesi oldukça işlevseldir. Bu süreçteki öğrencilerin hem uykuyu hem de beslenmeyi düzene koymaları, hedeflerine ulaşmak için yapacakları en işlevsel iki davranıştır.
- Kendi Çalışma Ritminizi Bulun: Her bir ders için kendinize ve kendi tarzınıza uygun olan zamanı belirleyin. Hangi dersi ne zaman çalıştığınızda hissettiğiniz duygu, öğrenme düzeyiniz ve çalışma süreniz olumlu ise o dersi genellikle o zamanlarda çalışın. Diğer zamanlarda ise sadece tekrar yapın. Bu ritmi yakaladığınızda, size zor gelen her şey daha hoş ve kolay gelecektir.
- Doğru Not Almayı Öğrenin: Kesinlikle doğru ve işlevsel not almayı öğrenin. Çünkü bunu başaramayan öğrenci, gerekli gereksiz birçok ayrıntıyı not etmek durumunda kalmaktadır. Bu durum, önemli olan bilginin kaybolmasına ya da ayrıntılar içinde boğulmasına neden olur. Not almayı başaramayan öğrencilerin en büyük sorunu, sorgulayıcı olmak yerine kabullenici bir anlayışa sahip olmalarıdır. Bu da ister istemez ezberlemeyi en önemli öğrenme yöntemi hâline getirmektedir. Ezberlemek ise çok kısa sürede unutmak demektir.
- Kitap Okumayı İhmal Etmeyin: Kitap okumaya kesinlikle daha uzun, düzenli ve tutarlı zaman ayırın. Çünkü kitap okumak; daha işlevsel düşünmeyi, olaylara farklı açılardan bakabilmeyi, kritik-analitik düşünmeyi, sorgulamayı, öğrenilenlerin daha doğru ifade edilmesini, çok daha kolay hatırlanmasını ve aynı zamanda başka alanlara transfer edilmesini sağlayan en temel unsurdur.
- Renkli Hatırlatıcılar Kullanın: Yatarken, uyku öncesinde, kalkarken, odanızın kapısını açarken ve giyinirken görebileceğiniz ve okuyabileceğiniz farklı renklerde notlar hazırlayıp asın. Bu notlar arasında sizin verdiğiniz, öğretmeninizin, anne-babanızın ya da arkadaşınızın verdiği bir örnek yer alabilir. Notlarınızı hazırlarken; ana fikirler için kırmızı, tarihler ve rakamlar için mavi, gerçekleri desteklemek için ise sarı renk kullanılması önerilir.
- Kendi Cümlelerinizle Özetleyin ve Hayal Edin: Çalıştığınız konuyu, kendi cümlelerinizle ve ana hatlarını içine alacak şekilde özetleyin. Bu özete bir başlık verin. Yazdığınız bu başlığın bir gazetede yayımlandığını ve insanların sizi arayarak bu yazı hakkında sorular sorduğunu hayal edin. Her bir soruya olabildiğince cevap verin. Cevap veremeyeceğiniz bir soru olursa not edin ve daha sonra cevabını araştırın.
Sadece elinizden gelenin en iyisini yapmaya odaklanın. Her anı bu şekilde değerlendiren öğrenci, sadece kendiyle yarışmayı başarmış demektir.
Sevgili öğrenciler; önünüzdeki bu sınav, hayatınızın sonu ya da tek başarı ölçütü değildir; sadece kendinizi gerçekleştirmek, sınırlarınızı görmek ve potansiyelinizi ortaya koymak için bir basamaktır. Başkalarının ne yaptığına, kaç net çıkardığına odaklanmayı bırakıp yönünüzü tamamen kendinize çevirdiğinizde, zihninizin en büyük destekçiniz olduğunu göreceksiniz. Yukarıdaki adımları hayatınıza sabırla ve istatistiksel bir disiplinle uyguladığınızda, sadece sınavda değil, hayat boyu kalıcı bir öğrenme ve öz yönetim becerisi kazanmış olacaksınız. Şimdi derin bir nefes alın, dış dünyadaki tüm gürültüyü susturun ve sadece elinizden gelenin en iyisini yapmaya odaklanın. Gelecekteki "iyi ki"leriniz, bugünkü emeğinizin eseri olacaktır. Başarılar dilerim!