Email
Twitter
WhatsApp
İnstagram

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

İLETİŞİM

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF!

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

MIÇEVİ

MIÇEVİ

Mıçabilmek dünya aleminde biz insanoğlunun doğal mutluluğu bulduğu özel anlardan biri olsa fakirin de zenginin de ortak duygusunun geldiği o anlarda yediklerinden ötürü zorlananlar hariç yüzler gülüyor tebessüm bedene yayılırken, kimilerinde bu his metayı çağrıştırıyor. Adeta biriktirilmesi gereken nesne halini alarak, bir ömür bunları toplayarak  yaşam sürüyor.

 

Ahmet efendi de asgari emekli maaşından biriktirdikleriyle, yaz ayının gelmesiyle bu sene de rotayı uçsuz bucaksız tuz izi sahillerinde çimmek arzusuyla, ailesiyle birlikte cümbür cemaat sabah erkenden havalimanının yolunu tutmuş.

 

Uçakları Demokratik Dükalık Cumhuriyetine inip kapıları açtıkları andan itibaren yüzlerini Afrika önce sıcakları yalamış.

 

Sıcak ve sinek yoğunluğu içerisinde oteline yerleşen Ahmet Efendi ailesi, Dalamanya bölgesindeki nehirde tekne turuna katılmak üzere sabah erkenden liman yoluna  koyulmuş.

 

Siyah bedenlerin içinde adeta inci tanesi gibi dizilen dişlerin sevimli tebessümleri Ahmet Efendi ailesini de etkilemişti.

Tekne kaptanı çatapat İngilizcesiyle çevreyi tanıtıyor, nehir üzerinde uçan kuşlar da adeta onlara gösteri sunuyordu.

 

Kaptan bir süre sonra Tuz izi sahiline çıkacaklarını ve yüzme molası vereceklerini söyleyerek tekneyi hafifçe kumsala yanaştırdı.

 

Oralarda Deniz Kum Güneş gibi Rabbin kullarına bahşettiği doğal yaşam alanları halkın kullanımına ücretsiz olduğundan, gezidekiler tekneyi boşaltıp sahilde yürümeye başlamışlardı ki elinde pos cihazıyla mavi tişörtlü, her halinden möhüm bir devlet görevlisi peşlerine takılmıştı.

Ahmet Efendigiller, bütçeyi kurtarmak umuduyla, kumsalda yanan ayak tabanlarına aldırış etmeden koşar adımlarla denize doğru yönelmişler.

 

Serengeti’de aç aslanın parıldayan dişlerinden kurtulmak umuduyla bir sağa bir sola zikzaklar çiziyor, zaman zaman hızını arttırıyordu. Nafile aslan sırıtarak hem kükrüyor hem hızlanıyordu.  

Memleketteki kasap bakkal tecrübesini konuşturan Ahmet Efendi ne yazık ki deplasmanda olmanın etkisiyle, Möhüm şahısa yakalanmış.

 

Möhüm şahıs, 

Ahmet Efendi’den, kişi başı 50 kayırma parası istemiş. Ahmet Efendi başlamış itiraza,

-Ne için ödeyeceğiz biz şemsiye şezlong istemiyoruz.

-Yok yok diyor ödeyeceksiniz bu kenef ve duş ücreti. Olur da hacet gelirse gelenden geçenden peşin peşin alıyoruz. 

 

-Ama gelmez ise! 

-Olsun biz Müneccimbaşı soyundan geliyoruz anlarız peşin peşin alırız. Bu sahilleri gören her bedende hacet oluşur.

 

-Peki hacet gelmez ise iadesi var mı?

-Tüy dikiyoruz. Bakın karşı tepedeki tüyler sizin hatıra ormanlarınınız.

 

-Peki bizim memlekette bu hacet halini, ufak büyük şeklinde tarifeyle ödüyorduk. Biz de ufakdan ödesek olmaz mı? 

-Buralarda hacet kapısına oturandan sabit alıyoruz.

 

Ahmet efendi derdini anlatamamanın kızgınlığı içerisinde

-Peki hacet yok para da yok  ne etcez deyince!

-Sorun değil uzman personelimiz önce haceti çıkarır sizlerde gönül rahatlığı içerisinde çıkan hacetin ödemesini yaparak mutlu olursunuz.

 

Tuz izi sahillerinde,

Oturandan

Oturmayandan

Oturamayandan da 

Geldin gari, 

Gel beri diyen 

Mıç haneler üzerinden, 

Yol su elektrik getiren zihniyet Ahmet Efendiden, sevdire sevdire tahsilatı yapmış.

Vermeden alanların memleketinden gelen Ahmet Efendi zaten alışkındı. 

 

Mıçmadan Mıçev'e (Mıçılan Ev) peşin vermişti.

Eh mutluydu artık!

 

Bir kez daha anlamıştı Ahmet Efendi, dünyanın neresine gidersek gidelim. Mıçdıgından rant elde etmeye çalışan Mıçevler dört bir yanda...

 

Kılıflar hazırlanmış 

Düzen kurulmuş 

Sofra kurulmuş 

Afiyet olsun 

Hurmalar ...

 

Güncellenme Tarihi
  • 02 Ağustos 2026, 09:42
Yazının Adı
MIÇEVİ