Email
Twitter
WhatsApp
İnstagram

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

İLETİŞİM

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF!

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

Kendini Önemsemek

Kendini Önemsemek

Galiba kendini önemsemekle kendiliğini önemsemek arasında çok ince bir çizgi var. O ince çizgiyi fark edip gereğini yerine getirdiğimiz zaman gerçek insan kimliğimizi ortaya koyar ve hakikat bağlamında birey oluruz. Gerçek kendiliğimiz olurken başkalarına da huzur veren kişi olarak yaşam nehrinde doğru rotayla doğru yol almayı başarırız. 

Kendi olmak kavramı insanın dışına bakar. Duvarlar örer. İnsanı biricik yapma yerine öteleyen, başkalayan medeni görümlü ama soğuk insan tipini ortaya koyar. Yani kendini önemseyen bizzat benliğin form tarafına odaklanır.

Çağımızın görüntü gerçekliği ve görünür olma yarışı kendi olmayı hızlıca desteklemektedir. Hatta kendi olma durumunun verdiği dayanılmaz ötekileştiricilik evde eşine ve çocuklarına iş yerinde mesai arkadaşlarına mahallede komşularına ve kendi dışında olan herkese bir yabancılaşma kapısı açar. Görünür olmayı sureten medeni hakikatte kendilik gerçekliğine uzak bir yaşam tavrı ortaya koyarak, anlamak yerine tamamen anlaşılmayı merkezi tema olarak seçer. 

Kendi olma durumu aynı zamanda bedenin ruhu baskıladığı, duyguların duyuları denetim altına aldığı, yaşam felsefesinin yaşam gerçekliğini görmezden geldiği bir var olma, oluşu biçimde gerçekleştirme tarafımız olarak da ortaya çıkar. Çok az insan durumun böyle olduğunun farkına varıp da akıntının yönünü değiştirmeye çalışır.

Kendini gören başkasını göremez. Kendini hayatın merkezine koyan hayatı oluşturan kendilik gerçekliğini fark edemez. Kendi olup da kendi kalmak isteyen ne başkasını görür ne başkasında olanları görür. Sadece ve sadece kendinin rüzgarlarında yeşermeye, kendinin topraklarında toprak kazanmaya, kendinin yurdunda yurt edinmeye hatta kendi hapishanesinde kendinin en huzursuz gardiyanı olmaya, otomasyonunda değil tuşlarında kendini bulmaya çalışır.

Kendi olan olmadığını fark edemez. Yetersizliğinin farkına varamaz. Güncellenmesi gerektiğini anlayamaz. Yaşantısındaki eksiklikleri göremez. Oluşunun ve ilerleyişinin kendi karanlığında bir yol alma olduğunu fark edemeden sıfatlar üzerinden yürür, bağlaçlarla kendinde olanları bir araya getirir, imla ve noktalama ile kurduğu düzenin devamını ister. Müdahaleyi reddeder. Sizi kendinden uzaklaştırır. Gülen yüzünün arkasında bir soğukluk, gerçek gibi görünen kendi kişiliğinin çoklu bir kişilik ve yeterli gibi görünen iktidarının sorumlu bir iktidar olduğunu bir türlü fark edemez.

Sadece kendini seven başkasını sevemez. Çünkü başkasında sevilecek bir şey göremez. Başkasında olan sevilecek hallerin zaten kendinde olduğunu düşünür. 

Kendini beğenen sürekli aynanın karşısında olur. Aynada sadece kendini görerek yalnızlaşır. Aynanın büyük bir perspektifle içine aldıklarına ilgi duymaz. Sadece kendine bakar. Kendi dışındakiler fark edilince aynayı dahi kırabilir.  Bu yalnızlaşma neticesinde aşırı uçlarda dolaşır. Hayat onun için tek mevsimden ibarettir. Kutuplarda da öyle değil midir! Çünkü sadece kendini beğenir ve kendi olma yolunda başka hiçbir beğeniyi radarına almaz 

Kendi olma durumu bir açgözlülük durumudur gözünü açma durumu değildir. Keser gibi hep kendine yontar. Bunu yaparken yonttuğu şeylerin ne olduğuna bakmadan sadece kesere bakar ve keserin yönüne bakar.  

Kendilik ise insanın bütün hallerinden müteşekkil bir kişilik yapılanmasıdır. Yani insan kendiliğini bilince aslında kendini bilir. Ve almakla birlikte vermeye başlar. Hatta kendinde olanın ne çok kendine ait olmayan bir kendilik olduğunu bilir.

Uçlarda dolaşmaz, ötelemez ve ötelenmez. Bilmediğini bilir ve ne çok şey bilmesi gerektiğini de bilir. Bildiği kadarının ise kendiliğini ortaya koymak için verilene razı olma noktasında bir özgürlük olduğunu anlar.

Kendilik insanda olanların bileşkesidir hatta birleşim kümesidir. Asla kesişim kümesi değildir. İnsan, bu kendilik gerçekliğinde sadece irade etme ve isteme gücüne sahiptir. Potansiyel kendi olma durumu önce gerçek kendilik haritasını bilmekle başlar. Ne yazık ki etrafımız, potansiyel kendi olamadan, geliştirdiği sahte benliği gerçek kendiliği sanarak yaşayan insanlarla dolu!

İnsan sınırsız bir yaşamda sınırları en geniş olan, sürekli öğrenme ve gelişme potansiyeliyle durmadan yol alan ve hâlâ tam keşfedilememiş kendilik harikalığının işlem gücüyle çalışan yegâne makinedir. Kendinin durağanlığını sürekli aktif eden kendilik bilindiğinde mutlak hakikate yaklaşılır. Ve mutlak hakikati arama işi kendiliğin işlem hacmini bilme potansiyeline bağlıdır sadece makinenin tuşlarına basmaya değil. Onun için Peygamber Efendimiz (a.s.v) içini düzeltenin dışını Allah(c.c.) düzeltir der.

Kendi dışa bakar ve yaşam boyu düzeltemeyeceği şeylerle uğraşır. Bedene dair her halleri gibi. Takati tükenir, bedeni yaşlanır, her geçen gün yenilgi üzerine yenilgi yaşar. Mağlubiyetini anlar çoğu zaman geç kalır.

Kendilik içe bakar. Bir ömür yetersizliğini bilerek yeterli olmak için ona el uzatan her parçasına kıymet verir. Klavyenin arkasındaki bütün kahramanları yüzeydekiler kadar kıymetli görür. Onların da basılmasına yardımcı olur. Bütün bu zenginliğine rağmen kendinde olanın mutlaka tükeneceğini bilir ve mutlak tükenmeyene doğru yol alır. Bu yolda giderken de yolda olan ve yolcu olan her şeyle dost olur. Onlarla halvet eder. Mütevazılığının sermayesini yemek yerine varlığın cümbüşünde olmanın heyecanını yaşar. Hiç kimseden kendini yüksek görmediği için herkesle ve her şeyle hem hal olur, hem dem olur ve sonsuzluğa doğru yürür.

Kendini böyle kendilikte yoğuranlara selam olsun.

Kendiliğini kendine dost edenler ebediyen sevap yurtlarında kalsın.

Kendi karanlığında körelen başka aydınlık kendilikleri görmeyenlere ne yazık

Kendiliğini kendine projektör edemeyenlere asıl yazık.

Güncellenme Tarihi
  • 02 Ağustos 2026, 09:45
Yazının Adı
Kendini Önemsemek