Email
Twitter
WhatsApp
İnstagram

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

İLETİŞİM

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF!

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

Karne ve Çocuk: Davranışı Değerlendirmek, Benliği Korumak

Karne ve Çocuk: Davranışı Değerlendirmek, Benliği Korumak

Mevlana’nın dediği gibi: "Beni bir ben bilirim bir de Yaratan, bana bir ben lazımım bir de anlayan."

"Karne nedir?" diye bir soru sorulsa nasıl cevap verirsiniz? Büyük bir ihtimalle karnenin çocuğun başarısının bir göstergesi olduğunu söyler veya benzer tanımlar yaparsınız. Birçok kişi için "karne eşittir çocuk" denklemi kurulur. Bu bağlamda, karneye atfedilen anlam ne ise çocuğa atfedilen anlam da o olur: Karne çok iyiyse çocuk çok iyidir, karne ortaysa çocuk da "ortadır", karne kötüyse çocuk da kötüdür.

Oysa karne notu bu dönem düşük olabilir, gelecek dönem düzelebilir. Ancak çocuk ile karnesini bir tutup, ona bu bağlamda bir değer biçtiğimizde, bu durum çocuğun benliğinde derin bir iz bırakır. Bu izin değişmesi, karnenin değişmesi kadar kolay değildir; hatta bazen kalıcı hale gelebilir. Çocuklarımız karnelerini aldı. Bazılarının notları gurur verici, bazılarınınki ise beklentinin altında olabilir. Notları iyi olan öğrenciler karnelerini göstermenin heyecanını yaşarken, notları düşük olanlar bu konunun hiç açılmaması için dua ederler. Çünkü her iki grup da karneye verilecek tepkiyi bilir; onlar aslında karnelerini değil, "kendilerini" sergilediklerini düşünürler.

Hepimizin hayatta başarılı veya başarısız olduğu alanlar vardır. Başarılı olduğumuzda övgü alır, başarısız olduğumuzda eleştiriliriz. Bizim yetişkinlikteki karnemiz, etkileşimde olduğumuz insanlardan aldığımız onay veya yergidir. Örneğin, bir kadının yemeğine yapılan eleştiriler olumluysa, o yemeği her zaman daha iyi yapmak ister. Ancak eleştiriler yıkıcı ve olumsuzsa, "Bu yemek olmadı" yerine "Ben bu işi beceremiyorum" diyerek o yemeği bir daha yapmamayı seçebilir. Çünkü yemek eşittir kendisi olmuştur; kendisini bir kez daha aynı riske atamaz. Çocuk için de karneye verilen tepkiler ya daha fazla gayret etmesine ya da her şeyi bırakmasına neden olur. Çünkü çocuk artık "Karnem iyi değil" yerine "Ben iyi değilim" demeye başlamıştır. Peki, çocuğun karnesi ile kendisini özdeşleştirmesini nasıl engelleyebiliriz?

Bunun tek yolu, çocuğun benliği ile davranışları arasındaki ayrımı yapmaktır. Çocuğun karnesi düşük olabilir ama bu çocuğun "kötü" olduğu anlamına gelmez. İyi olan şey, karnenin iyi gelmesini sağlayan "çalışma davranışı"dır. Kötü olan ise notların düşük kalmasına neden olan "eylemsizlik"tir; çocuğun kendisi değil. Çocuğumuzun notları ne olursa olsun, onu bu durumu sorgulamaya teşvik edecek değerlendirmeler yapmalıyız. Karne iyiyse: "Tebrik ederim, bu notlar beni mutlu etti. Peki, bana bunu nasıl başardığını anlatır mısın? Hangi yöntemleri kullandın da bu sonuca ulaştın?"  Bu soru, çocuğun süreci gözden geçirmesini sağlar ve başarısının kendi kontrolünde olduğu farkındalığını artırır. Karne beklentinin altındaysa: "Sen bizim için değerlisin. Notlarının böyle olması bizi biraz üzdü. Neler yaptın da sonuç böyle oldu? Bunun yerine nasıl bir yol izleseydin sonuç farklı olurdu? Biraz düşünmeni istiyorum." Çocuk bu yaklaşımla her şeye rağmen sevildiğini hisseder. "Sevgi iyileştirir." Bu sayede çocuk, "Ben tembelim" (değişmesi zor bir yargı) yerine "Yeterince çalışmıyorum" (değişmesi kolay bir davranış) demeye başlar.

Karne; çocuğun davranışlarının bir sonucudur, kişiliğinin veya benliğinin değil. Bu yüzden çocuğunuzun kişiliğini değil, davranışlarını değerlendirin ki yaptığınız değerlendirme benliğine ve kişiliğine dönüşmesin.

Mevlana’nın dediği gibi, özellikle bu "hız" ve "haz" çağında: "Güneş gibi ol şefkatte, merhamette. Gece gibi ol ayıpları örtmekte. Akarsu gibi ol keremde, cömertlikte. Ölü gibi ol öfkede, asabiyette."

Güncellenme Tarihi
  • 18 Ocak 2026, 00:31
Yazının Adı
Karne ve Çocuk: Davranışı Değerlendirmek, Benliği Korumak