Email
Twitter
WhatsApp
İnstagram

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

İLETİŞİM

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF!

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

Heidegger ile Türk Kahvesi Sohbeti

Heidegger ile Türk Kahvesi Sohbeti

Teknoloji felsefesi üzerine yaptığım okumalarda, kültürün de önemli bir konu olduğunu gördüm. Birçok düşünür, teknolojiye bağlı ürün ve hizmetler ihraç edilirken yalnızca teknik bir aktarım yapılmadığını belirtir. Onlara göre, bu ürünleri üreten toplumlar, ürünlerini satın alan toplumlara kendi kültürlerini de taşır. Bu görüşe örnek olarak Alman filozof Martin Heidegger akla gelir. Heidegger, teknolojiyi kültürel bir “dünya kurma biçimi” olarak görür ve teknoloji sayesinde bir toplumun dünyayı anlama tarzının başka topluluklara da yayıldığını savunur.

Geçen hafta dijital dönüşüm ve kültür konularını işlediğim dersimi tamamladıktan sonra gittiğim ve son dönemde hızla çoğalan kafelerden birinde sipariş sıramı beklerken bunları düşündüm. Kıraathanelerden kahvehanelere, oradan da kafelere uzanan geçişimiz ve kahve kültürümüzde yaşanan değişim gözlerimin önünden geçti. Kıraathane, kahvehane ve kafe aslında birbirinin devamı niteliğinde olan sosyal mekânlar olarak kabul edilebilir.

Kıraathaneler, okuma kültürünün güçlü olduğu ve insanların hem sohbet ettiği hem de gazetelerle kitaplara eriştiği yerlermiş. Bu mekânlarda hiç bulunamadım. Ben büyüyünceye kadar onlar çoktan kahvehanelere dönüşmüştü.

Kahvehaneler ise zamanla daha geniş bir sosyal buluşma alanına dönüşmüş. Oyun, sohbet ve mahalle iletişimi burada yoğunlaşmış. İlk gençlik yıllarımda kahvehaneler, aklımda kaldığı kadarıyla, maçoluk kültürünün baskın olduğu ortamlardı. Çoğunlukla oyun oynamak isteyenlerin bir araya geldikleri ve gürültü içinde sigara dumanından göz gözü görmeyen yerlerdi. Bu yüzden buralarda zaman geçirmeyi hiç tercih etmedim.

Yeni nesil kafeler, modern yaşamın temposuna uyum sağlayan mekânlar olarak son dönemde daha görünür hâle geldi. Benim için hâlâ yeni sayılırlar. Son birkaç aydır ders sonrası doğrudan çalışma odama dönmek yerine ara sıra bu kafelerden birine uğruyorum. Gözlemlerime göre bu mekânlar, gelişen kahve makineleri ve mutfak ekipmanlarının da etkisiyle küresel kahve kültüründen beslenen, daha bireysel kullanıma açık alanlar. İnsanlar burada ders çalışıyor, uzaktan işlerini sürdürüyor, çevrim içi toplantılara katılıyor ya da sadece dinleniyor.

Bu ortamlara tamamen alıştığımı söyleyemem. Yine de insanı yormayan bir müziğin eşlik ettiği sakinlikte, aciliyeti olmayan işlerimi yapmak hoşuma gidiyor. Kahvemi yudumlarken rahat bir koltukta çalışmak ve rahatsız edilmemek iyi geliyor. Yakınlarımdan biri eşlik ettiğinde kısa bir sohbet bile yoğun bir ders gününün ardından insana tazelik kazandırıyor.

Öte yandan yadırgadığım durumlar da var. Özellikle karton bardakta kahve içmek ve Türk kahvesinin hazırlanışına gösterilmeyen özen dikkatimi çekiyor. Türk kahvesi, yüzyıllardır süregelen geleneğiyle bir içecek olmanın ötesinde güçlü bir kültürel mirastır. İkramından içilişine kadar her ayrıntı misafirperverliğin ve ince zevklerin bir yansımasıdır. Ancak bu kafelerde kahve makinelerinde hazırlanıp hızlı tüketim mantığıyla sunulan Türk kahvesi, bu köklü geleneğin taşıdığı anlamı yitirmiş gibi görünüyor.

Kahvemin son yudumlarını içerken, Heidegger’le Türk kahvesi eşliğinde sohbet ettiğimizi hayal ettim. Ona, Türk kahvesinin sadece bir içecek değil, yavaşlığı ve ritmiyle sohbeti güzelleştiren, vakti bereketlendiren bir gelenek olduğunu anlattım. Fincanın iki elle tutulmasının kibarlık sayıldığını, kahvenin karıştırılmadığını çünkü telvesinin dibe çöktüğünü ve içim sırasında fincanı hafifçe eğerek telvenin gelmemesine dikkat edildiğini söyledim. İyi yapılmış bir Türk kahvesinin en belirgin özelliğinin bol köpüğü olduğunu da özellikle vurguladım. Köpüğün hem kahvenin ustalıkla hazırlandığını hem de misafire gösterilen özeni simgelediğini, bu yüzden köpüğü karıştırmanın ya da kaşıklamanın uygun görülmediğini anlattım.

Bunları dinlediğinde yüzünde hafif bir tebessüm belirdiğini düşündüm. Muhtemelen teknolojinin bir üretim tekniği olmanın ötesinde insanların dünyayı kavrayışını da dönüştürdüğünü söylerdi. O anda hızlı kahve makinelerinin sunduğu pratiklikle Türk kahvesinin ağır ritmi arasındaki çatışmanın, onun bahsettiği “teknoloji ile kültürün temas ettiği alan”ı somut biçimde gösterdiğini fark ettim.

Güncellenme Tarihi
  • 07 Aralık 2025, 00:38
Yazının Adı
Heidegger ile Türk Kahvesi Sohbeti