Sanat gizli kalamaz, gösterilmek ister. Yüce Allah en büyük sanatkardır. Kainattaki en büyük sanat eseri de insandır. İnsan yaratılış icabı güzel sanatlara meyilli yaratılmıştır.
Aynen böyle de sergiler neden yapılır? Sanat binealleri niye yapılır? Sanatçı eserini göstermek ister. Yüce Allah kainattaki sanat eserini göstermek için insanı yaratmıştır. İnsan fıtratındaki güzele yatkınlık güzel sanatlar ve estetiğe de ışık tutmaktadır. Aslında insanoğlunun serüveni de bir güzeli arayıştır. Hazreti Peygamber “Allah güzeldir, ve güzel olanı sever” hadisi şerifiyle bunu ifade etmektedir.
Güzel bir müzik, resim, sanat eseri, tematik bir koleksiyona ait eserler insanda güzel bir etki yapar. Eskiler bunu “almadığıma yanmam, görmediğime yanarım” ifadesiyle anlatır. Önemli olan sahip olmak değildir. Onu görmektir.
Bir Koleksiyoner normalde çarşı pazar, şehir dolaşmalarında avcı bir şahin gibidir. Şahin gibi avını arar. Ama avcı koleksiyoner, ne zaman ki koleksiyonundaki eksik bir güzel parçayı gördüğünde artık ava dönüşür. O parçayı almak artık onun için bir tutkuya dönüşür. Onu almak için yapamayacağı şey yoktur.
Koleksiyoncu eser aldığında onu dikkatlice inceler, eseri temizler ona dokunur ve ondan pozitif bir güç alır. Dr. Sigmund Freud ünlü bir hekimdi ve Antik Yunan arkeolojik eserlere ilgi duyardı. Muayene hanesinde masasında Yunan heykelciklerini sergileyen tutkulu bir koleksiyonerdi.
Koleksiyon için yeni bir şeyler bulma merakı ve heyecanı bu duyguları tetikleyen en önemli pozitif tetikleyicilerdir. Tabii bu iş için zaman, para ayırmak gerekiyor. Hatta bu hususta eskilerin çok güzel özdeyişi vardır: “Koleksiyonerin ömrü Nuh, mal-ı Karun, sabrı Eyüb olmalıdır” yani burada söylenen şey bu işin uzun soluklu olduğu para ve zaman ayırmak gerektiği, zaman içinde netice alınabileceğidir.
Koleksiyoner olmak şart değil. Gelin hep birlikte sergileri gezelim, müzeleri ziyaret edelim. Gezerken çocuklarımızı da alalım.
İstanbul’da oturanlar şanslı. Neredeyse her gün açılan yeni bir hüsnü hat sergisi, minyatür- tezhip sergisi, klasik ve modern resim, heykel sergileri, tematik sergiler vb açılmaktadır. Bir hayli devlete ait ve özel müzeler vardır. Harbiye Askeri Müzesi, Topkapı Müzesi, Türk ve İslam Eserleri müzesi, Yerebatan Sarnıcı, Hilmi Nakipoğlu Kamera Müzesi, İstanbul Oyuncak Müzesi, İstanbul Su Müzesi, Turhan Mutfak Sanatları Müzesi vb birçok müze vardır.
Müze ve sergi gezmelerinde hem yeni bilgiler öğreniriz hem de hangi işi yaparsak yapalım bize mutlaka faydası dokunur. Ruhsal bir iyilik hali olur. Bize yeni bir bakış açısı kazandırır. Oluşan bu ruhsal terapi etkisi işimize yansır. Başarımızı arttırır.
Bu müze ve sergi gezmeleri için ön şart bir rota belirlemeliyiz, yanınıza kendi aileniz ve yakınlarınızdan bir grup almalısınız. İstanbul özellikle Sur içi bölgesi Sultanahmet, Eminönü, Sirkeci, Eyüp semtleri, Balat, Galata, Üsküdar, Kuzguncuk sanki birer açık hava müzesi gibi bu bölgelerde tabiri caiz ise kaybolmak lazım vesselam.
Sanatın iyileştirici gücü derken Avrupa’da yeni uygulamalara göz atmak icap eder. Van Gogh Müzesi kronik hastalığı olan ve 65 yukarı yaş grubu için müze ziyaret programı yapmış. Özel taşıma sistemiyle yaşlı ve hasta olan grup bilinci açık hastalara müze özel küratör anlatımıyla gezi yapılıyor. Kontrollü çalışmalarda müzeyi gezenlerde daha çabuk iyileşme bulunuyor. Oluşan masraflar ulusal sağlık sigorta sistemi tarafında karşılanıyor.
Sanat Terapisi adı altında farklı yaklaşımlar söz konusudur. Grup terapilerinde resim tablosu ele alınıyor, bu tablo çözümlenmesi yapılırken ruhsal ayrıntılara iniliyor. Dışa vurumcu sanat terapisinde drama, tiyatro, dans hareket, şiir, hikâye, anlatılar, resim, heykel, fotoğraf ile sanat eşliğinde ruhsal iyilik hali gelişiyor.
Ekoart uygulamalarında insan, doğa ve sanat buluşması söz konusu oluyor. Tarihi anıtsal mimari çeşmeler, açık hava sergilenen tarihi objeler(Atlar)diğer taraftan yüz yıllık nefis ağaçların olduğu bir bahçe vardır. Bu üç yapıya eklenen kuş sesleri, cıvıltılar ve rüzgârın sesi, karşı taraftan boğazdan geçen gemilerin sesleri tam bir harmoni oluşturmaktadır. Böyle güzel atmosferde bulunmak bile insana şifa gelir kanaatindeyim. Ruhsal bir arınma, dinginlik hissi ve güzel şeyleri düşünmek ve hissetmek iyi gelecektir.
Bizim son dönemde açılan 3 kuvvetli resim müzemiz var. Birincisi Galata port’ta açılan Mimar Sinan Resim ve Heykel Müzesi, bir diğeri yine Galata port’ta Eczacıbaşı ailesinin Modern Sanatlar Müzesi üçüncüsü de İş Bankası Resim ve Heykel Müzesidir. Bu müzelere mutlaka fırsat oluşturup gerekirse çocuklarla beraber grup olarak gidelim. Renklerin o güzelim büyülü dünyasında kaybolun. Resimlerin içine girin, hissedin. Gerçek bir terapi etkisinde kalacağınızı söylemek abartılı olmayacaktır.
Son olarak entelektüel olarak okumak, yazmak, seyahat etmek, müze ve sergi ziyaretlerini yapmak sağlıklı yaş almak için son derece önemlidir. İleriki yaşlarda Nörobilişsel, hafıza odaklı güçlü olmak istersek, demans, Alzheimerdan kaçınıyorsak şimdiden önlemler almak gerekir.
Gelin sanatın iyileştirici gücünü hepimiz yaşayalım. Nasıl mı dersiniz? Bir müzik aleti çalma konusunda ne düşünürsünüz? Veyahut söylemek istersiniz? Ya şiir, deneme, hikaye, masal yazmaya nasıl bakarsınız? Resim, karakalem, el ustalığı gerektiren sanatkârlık hobi faaliyetlerini denemek ister misiniz?
Her duyduğumda bende pozitif duygular uyandıran Bediüzzaman’dan bir veciz ifade ile yazımı bitiriyorum “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayattan lezzet alır” ne hoş bir veciz söz, öyle değil mi?