Email
Twitter
WhatsApp
İnstagram

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

İLETİŞİM

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF!

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

Görünmeyen Hayatlar

Görünmeyen Hayatlar

Yakın bir arkadaşımın önerisiyle izlediğim, dramla aksiyon arasında gidip gelen bir filmde mafya hesaplaşmasını andıran bir sahne vardı. Birkaç dakika içinde onlarca insan öldürüldü. Silah sesleri yükseldi, bedenler yere düştü. Film, bu ölümleri bir arka plan gürültüsü gibi geçiştirdi. Kamerasını ısrarla başrol karakterlerinin yüzüne çevirdi. Onların acısı büyütülürken, yerde kalanlar sessizce unutuldu.

Oysa edebiyat, her zaman bu kadar aceleci davranmaz. Rus yazar Anton Çehov olsaydı, belki de o yerde yatanlardan yalnızca birini seçerdi. Adını, küçük bir alışkanlığını, yarım kalmış bir düşüncesini anlatırdı. Büyük bir trajedi oluşturmaya çalışmazdı. Fakat tam da bu sadelikle okurun içini acıtırdı. Çünkü Çehov’da, gösterişli olmayan hayatlar bile anlatılmaya değer olacak kadar gerçektir.

Türk hikâyeciliğinin öncülerinden Sait Faik Abasıyanık, kalabalığın içinden kenara itilmiş bu insanlara daha yakından bakardı. Belki bir köşede can veren o adamın denizi sevdiğini, sabahları erken uyanmaktan hoşlanmadığını, babasıyla arasının hiçbir zaman tam olarak düzelmediğini fısıldardı. Sait Faik’in dünyasında insanlar kahraman değildir ama insan olmaktan da vazgeçmezler. Kenarda kalmışlıkları, hikâyelerini eksiltmez. Tam tersine, daha sahici kılar.

Türk edebiyatının büyük ustalarından Orhan Kemal ise bu ölümleri sessiz bir kader gibi anlatırdı. Çünkü onun insanları, yaşarken de çoğu zaman görünmezdir. Emeğiyle ayakta duran, günü kurtarmaya çalışan, ölümü bile haber değeri taşımayan insanlardır bunlar. Filmdeki sahne, Orhan Kemal’in romanlarındaki gibi sarsıcı bir acı üretmez ama tam da bu yüzden, acının nasıl sıradanlaştırıldığını açık eder.

Mesele, kaç kişinin öldüğü değildir. Mesele, kaç kişinin hikâyesinin anlatılmaya değer bulunduğudur. Sinema çoğu zaman kamerasını başrole çevirirken, edebiyat yerde kalanlara eğilir. Çehov’un, Sait Faik’in ve Orhan Kemal’in ortak sezgisi de buradadır… İnsan, ancak hikâyesi anlatıldığında görünür olur.

Bugün değerin ölçüsü değişmiştir. Yaşanmışlık değil, izlenirlik; derinlik değil, paylaşılabilirlik belirleyici hâle gelmiştir. Kamera, kalabalığın içinden hep aynı yüzleri seçer, geri kalanları kadrajın dışında bırakır. Görülmeyenler, zamanla unutulabilir sanılır.

Oysa adı anılmayan hayatlar bize kendimizi hatırlatır. Kırılganlıkları tanıdıktır, kayıpları gündeliktir, korkuları rahatsız edici derecede yakındır. Bu yüzden onlara bakmak istemeyiz. Başkalarının hikâyelerinde kahramanlar ararız. Çünkü kahramanlar geçici bir teselli sunar. Kenarda duranlar ise gerçeği fısıldar.

Bu üç yazarın ısrarla anlattığı da budur. Hayat, büyük anlardan değil; küçük, tekrarlanan, kimsenin dönüp bakmadığı duraklardan oluşur. Bu anlar önemsenmediğinde, insan da yavaş yavaş silinir. Belki de yoksullaşan, bu hayatlar değildir. Bizim bakma biçimimizdir.

Bu filmi izlerken aynı bakma biçimini çoktan benimsediğimi fark ettim. Yere düşenler için hiçbir şey hissetmezken, kiralık katil için endişelendim. Bu tavrın hayatımın başka alanlarına da sızdığını gördüm. Kalabalık bir caddede yüzlere bakmadan yürüyor, haberleri hızla geçiyordum. Bir felaketin sayılarla anlatılmasına kolayca razı oluyordum. Kaç kişi öldü, kaç kişi yaralandı… Rakamlar büyüdükçe insanın küçüldüğünü fark etmiyordum.

Belki de sinema bize yeni bir bakış öğretmiyor. Zaten alıştığımız bakışı daha görünür kılıyor. Bu bakış, biz fark etmeden gündelik hayatımızın da bir parçası haline geliyor. Biz, sessiz kalan hayatlara kulak vermemeyi alışkanlık hâline getirdik. Çünkü o sessizlik, bize kendimizi anlatır. Kimsenin alkışlamadığı çabalarımızı, küçük korkularımızı, yarım kalmış cümlelerimizi. Başkalarının hikâyesini görmezden gelirken, kendi hikâyemizden de eksiltiriz.

Çehov’un, Sait Faik’in ve Orhan Kemal’in baktığı yerden bakmayı göze alabilirsek, sıradan insan diye bir şey olmadığını fark ederiz. Yalnızca bakılmayan, dinlenmeyen, adı anılmayan hayatlar vardır.

Güncellenme Tarihi
  • 01 Şubat 2026, 00:16
Yazının Adı
Görünmeyen Hayatlar