Email
Twitter
WhatsApp
İnstagram

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

İLETİŞİM

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF!

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

Bir Bakar İki Görür

Bir Bakar İki Görür

Hep öyle yapmıştı Cavidan Hanım! Beğendiklerini bir beğenmediklerini iki görmüştü. Beğendikleri neredeyse hiç yok beğenmedikleri ise çokmuş.

Yılları öyle geçmişti ömrünün kum saatinin deliğinden. Mutlu olmuştu bu halinden.

Cavidan Hanım nevcivan iken peşine her takılanı ardı sıra koşuşturur sonra da bir kusur bulup yarı yolda bırakırmış.

Peşinden koşanlar onun bir bakıp iki görmesinden alınmazlar delidir bu güzel ne yapsa yeridir diyerek hayatı biraz sarakaya sarar biraz da ciddiye alıp peşinden koşmaya devam ederlermiş.

Hatta bir gün öyle bir şey olmuştu ki Cavidan Hanım susup kalmıştı. Bu defa her şeye iki bakıp bir görmeye karar vermişti. Ama biraz geç kalmıştı.

Günlerce evden dışarı çıkmamış merak edenleri sadece camdan selamlamıştı.

Cavidan Hanımın iki bakıp bir görmek serüveni uzun sürmemişti. İçeride çok sıkılmıştı. Varlığın karanlıktan aydınlığa çıkışı gibi kendini yeniden hayatın nehrine bırakıvermişti.

Eskisinden daha hırçın ve haşin kulaçlar atıyordu yaşam nehrinde. Suyla beraber yüzerken suyu geride bırakma başarısı vehmiyle dönüp dönüp arkada bıraktığı su kabarcıklarına bakıyordu.

Zaman epeyce geçmişti. Artık bir bakıp iki gören Cavidan Hanım yerine çok bakıp her şeyi tek görmek isteyen birisi vardı. Çünkü beğendikleri onu beğenmiyordu onu beğenenleri de Cavidan Hanım beğenmiyordu. Toplamaya çalıştığı güller kurumuştu. Eline gelenlerdense sadece dikenler kalmıştı. Bu dikenler ellerine battıkça canı kanıyor bir bakıp iki gördüklerine yaptıklarının acısını çekiyor gibiydi. Artık ne koparacağı güller ne de onu koklayacak bülbüller kalmıştı lalezarında.  

Cavidan Hanımın felsefesi doğru muamelesi eğriydi. Hayatı çok germenin veya çok gevşek ve gevrek bırakmanın verdiği sıkıntıyı ruhu anlamıştı. Onun için gördüğünü kusurlu görür onu kusursuz görenleri de kendinden uzaklaştırırdı. Bu ara sıra olması gerekirken sürekli bir hal halini alınca durum böyle vahim olmuştu. Dünya güzeli Cavidan Hanım ne sevdiklerine ne de sevmediklerine yâr olmuştu.

Cavidan Hanımı bir içim su hatta bir ömür yüzülecek sonu görünmez berrak bir nehir görenler şimdi onu görmezden geliyorlardı. Göz ucundan bakarken dahi burun kıvırarak etrafından uzaklaşıyorlardı. Her güzelliğe bir kusur bulan ve onu çirkinleştiren iki görmenin daha doğrusu şaşı bakmanın intikamını alıyorlardı. Canı çok yananlarsa türlü türlü hallere girerek bazen de Cavidan Hanımdan daha komik bir hale düşüyorlardı. Onun semtinde arzı endam ederlerken kollarına taktıkları beğenmedikleriyle intikam alıyorlarmış gibi söylenip yaşam yolunda yürüyorlardı. Cavidan Hanımsa bir taraftan ben bunu hak ettim derken diğer taraftan da sizleri iki görmekle ne kadar iyi ettim dercesine bu ham ve çiğ hallere gülümsüyor gibiydi.

Cavidan Hanım o gün eskisi gibi yeniden erken kalkarak yüzünü güneşin doğduğu yere dönüp bütün varlığını aydınlatmak istemişti. Bu aydınlanmanın verdiği tazeliği ve temizliği ruhunun her köşesine göndermek istercesine derinden bir nefes almıştı. Uzun zamandır güneşin battığı ufuklarda kaybettiklerini bu doğuşa ayine olarak yeniden kazanmak istemişti. Zaten kulağında yankılanmaya başlamıştı onca hatıraya dayanan bir daha ulaşılamayan o eski günlerin nostaljisi.

Çok heyecanlanmıştı. Bedenini değil sadece aklını ve kalbini de tutmuştu her tarafı ihtişamıyla aydınlatan güneşin doğuşuna.

Bu defa daha çok nefes almaya başlamıştı. Geçmiş, acı veren bir yıkıntılar yığını olmaktan çıkıp en güzel bir ayine olmaya başlamıştı. Peşinden koşanların aksi sedalarını duyar gibi olmuştu. Gelecek, ihtiyarlık tortularının kümelendiği zaiflik ve acizlikten öteye geçerek ebedi güzelliğin onun peşinden koşan uslanmaz güzelliklerin parlak bir boy ayinesi olmuştu. Ve bu güzelliklerden oluşan hakikatin, anın ruhu ve aklı olan bir yaşam bahçesine dönüştüğünü fark etmişti.

Yıllardır bedenini kullanarak ona her şeyi iki gördüren o habis ruhtan kurtulup vahdetin sırrında yol almak isteyen Cavidan Hanım yorulmuştu maalesef. Nefes almakta zorlanıyordu. Koah hastası değildi ama iki görmenin tesiriyle güzelliklere bakmak için o hastalıktan daha bitkin düşmüştü.

Birden boğulacakmış gibi olmuştu. Boğazındaki fuları çıkarmış, gömleğinin düğmelerini tek tek açmaya başlamıştı. Ama sıkıntısı bitmiyordu boğulacak gibiydi. Derin nefes almaya ve diyaframındaki bütün kirli nefesleri bir ifrazat boşaltır gibi dışarı atmaya başlamıştı. Biraz iyi olmuş gibiydi ki tam düzelememişti hatta daha gergin bir hal arız olmuştu. Ağlayarak rahatlayacağını düşünmüştü bir anda. Öyle de olmuştu. İnci gibi göz yaşları Cavidan Hanımın yanaklarından aşağıya inince o incileri toplayacak bir insan yavrusu bulunmamıştı etrafında. Ne çok aramıştı gözleri bu inci tanelerini toplayacak birilerini. Halbuki, zamanla ne çok kişi pervane olmuştu Cavidan Hanım’ın etrafında.

Yüz derecede kaynayan berrak su gibi Cavidan Hanımın kalkıp inen göğsü sakinleşmeye, gözlerinden akan yaşları dinmeye, titreyen bütün vücudu durulmaya başlamıştı. Her şeyi bir görüyordu sanki. O anda yıllardır masasında duran ama hiç ilgisini çekmeyen tamamlanmış sayfalar ilişmişti gözüne. Bitkin lakin zihni ve kalbi aydınlanmaya başlamış bir canlılıkla almıştı onlardan birini eline. Sanki ihtiyacı olan bir nefesti bu sayfalar.

Cavidan Hanım kuru uyuşmuş bir kış çiçeği gibi ömrünü tamamlamaya alışmak istercesine güzelliklere penceresini kapamıştı. Yatağına girmiş, rengini ve desenini çok nadir gördüğümüz o canlı gibi görünen onlarca ender güllerden desenli örtülü yorganını üzerine çekmiş ve uyumaya başlamıştı. Derinden ancak anlaşılan bir sesle ben de sağlıklı herkes gibi Bir görseydim ve BİR’i görmeye gayret etseydim hayat ne tatlı ve Cavidanlar ne çok ulaşılır olurdu demiş ve bir daha seslenememişti etrafındakilere. Sadece bakışları ve güzelliği hazin ama narin hatıralarda kalmıştı.

Hepimiz bu hayatta biraz CAVÎD/ÂN değil miyiz!

Beğendiklerimiz ne çok burun kıvırdılar bize.

Beğenenlere ise ne çok burun büktük.

Ah bu şaşı bakmanın bize verdiği zarar ne büyük oldu!

Güncellenme Tarihi
  • 04 Ocak 2026, 00:02
Yazının Adı
Bir Bakar İki Görür