Email
Twitter
WhatsApp
İnstagram

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

İLETİŞİM

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF!

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

Aklın Rehberliğinde Ahlak

Aklın Rehberliğinde Ahlak

Son günlerde “fon krizi” ülke gündemini oldukça meşgul ediyor. İlk etapta olmasa da konu sonradan benim de ilgimi çekti. Meselenin aslının ne olduğunu öğrenmek amacıyla medyada yer alan haberleri okuyunca aklıma, Kapalı Çarşı esnafı tarafından sıklıkla dile getirilen şu söz geldi: “Tamahkâr ile sahtekâr birbirini gözlerinden tanır.” Bu olayı ilk etapta, açgözlülük yapan bir grup fon yöneticisinin, aşırı kazanç, hatta mucizevi gelir elde etmeyi düşünen başka bir grup insanı kandırması olarak değerlendirdim.

Kapitalizmin geliştirdiği finansal araçlara ve kazanç yöntemlerine mesafeli olduğum için konuyu çok da önemsemedim. Bu finansal sistemin geliştirdiği araçların çoğunluğunun yasal olsa da helal olmadığını düşünenlerdenim. Bu, yalnızca dini inançlarımla ilgili bir mesele değil. Farklı dinlere mensup ve farklı ahlaki değerlere sahip, dünyanın dört bir yanında benim gibi düşünen insanlar olduğunu biliyorum.

Ancak bu olayda benim ilgimi çeken, meselenin ekonomik boyutu değildi. Asıl ilgilendiğim yönü ahlaktı. Haruki Murakami’nin “Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında” adlı romanında, hisse senedi vurgunculuğuna ilişkin dikkat çekici bir bölüm bulunur. Romanın kahramanı, kayınpederinin aracılığıyla kısa sürede büyük miktarda para kazanma fırsatıyla karşı karşıya kalır. Ancak karısıyla arasının açılmasını bile göze alır ve bu fırsatı geri çevirerek ahlaki bir duruş sergiler. Kaldı ki kahraman anladığım kadarıyla ateisttir.

Romanın kahramanının bu tutumu, beni fon krizi üzerine yeniden düşünmeye sevk etti. Çünkü asıl mesele, insanların nasıl para kazandıkları değil, kolay yoldan çok kazanç elde etme fırsatı karşısında bile hangi ahlaki sınırları gözetmeyi seçtikleridir.

Bu noktaya gelmemin asıl nedeni, yaşanan fon olayında faillerin Müslüman kimliklerini ön plana çıkarmalarıydı. Oysa bir Müslümandan beklenen, böyle bir olayın iki tarafında da yer almaması ve her şeyden önce inancının gerektirdiği ahlaki ilkelere uygun davranmasıdır. Neticede Hz. Muhammed misyonunu “Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” diyerek ilan etmemiş mi?

Burada, İslam’ı kullanarak bu mağduriyete neden olan kişiler hakkında; adalet önünde hak ettikleri karşılığı bulduktan, yol açtıkları kayıpları tazmin ettikten ve yaptıklarından ders aldıktan sonra yeniden toplum içine dönmelerini dilemekten başka ne diyebilirim ki? Aynı düşünceleri, bilinçli bir şekilde aşırı kazanç peşinde koşan tamahkârlar için de taşıyorum. Eleştirilmeyi göze alarak bu iki gruptaki kişilere üzülmediğimi söyleyebilirim.

Ne var ki, bir de zar zor para biriktirip birikimlerini sadece İslami kurallara uygun ve kazançlı olduğunu düşündükleri için bu fonlara yatıranlar var. Onlar içinse ne diyeceğimi bilemiyorum. Dini hassasiyetleri üzerinden kandırılıp sömürüldüler mi yoksa nefislerine mi yenik düştüler karar veremiyorum.

Nefislerine yenik düştüklerini varsayarsak onlar adına üzülürüm. Umarım hatalarını anlarlar ve bağışlanma dilerler. Bu olayı manevi olarak büyük kayıplara uğramadan atlatırlar ve ahlaki davranışlarını güçlendirirler. Ne de olsa nefis hepimizin imtihanı!

Diğer taraftan kandırıldıklarını kabul edersek daha çok üzülürüm. Çünkü Kur'an-ı Kerim'de pek çok ayette yüce Allah kullarına “akletmez misiniz?” diye sorarken biz Müslümanların körü körüne hareket etmeleri işin özünü anlayamadığımızı göstermiyor mu? Bu aşamada insanlar sadece akıllarını kullanmadıkları için değil; güven ilişkileri ve ustaca hazırlanmış aldatma mekanizmaları nedeniyle de kandırılabilirler diye itiraz edebilirsiniz. 

Çok haklısınız. Lakin bir kavramın önüne birileri “İslami” kelimesini eklediğinde neden meseleyi anlamadan, araştırmadan, sorgulamadan kutsal olarak kabul ediyoruz? Bu soruyu önce kendime soruyorum. Çünkü bu yaşıma gelinceye kadar, iyi Müslüman olduğu söylenen kaç kişi tarafından hayal kırıklığına uğratıldığımı bilmiyorum.

Belki de bu fon krizinden Müslümanlar olarak çıkarmamız gereken ders şudur: Allah'ın adını kullanarak karşımıza çıkanların sözlerinden önce davranışlarına bakmalı, bunların Hz. Muhammed'in ahlakıyla ne ölçüde örtüştüğünü, yine Allah'ın bize öğütlediği gibi aklımızı kullanarak sorgulamalıyız.

Güncellenme Tarihi
  • 08 Kasım 2026, 00:06
Yazının Adı
Aklın Rehberliğinde Ahlak